Sitenin adresinden ötürü ironi yapıcam ama internette adımı soyadımı kullanmayı pek sevmeyen bir insanım! Belki bu gecemi gündüzümü internetin nasıl çalıştığını anlamaya ya da internet uygulamalarındaki açıkları bulmaya (ve bazen değerlendirmeye!) çalıştığım zamanlarımdan kalan gizlilik içgüdüsü (uzun süre devamlı proxy kullanmam gibidir), belkide google’da aratınca “bakınız bu yiğit kıran ruslar konusunda bunu bunu demiş” tarzında olayların başıma gelmesini istemememden kaynaklanıyordur. Çeşitli sitelerde ismimi soran birçok nazik text kutucuuna hep “osman” yada “asdsdsd” yazmam da bundandır. Kişisel şeyler için üzerinde uğraştığım veya uğraşmayı düşündüğüm projeler konusunda domainler alıp, oralarda fikirlerimi aktarmayı seçmişimdir hep. Ancak bu projeler bitince domaini başkasına verdikten yada artık parasını ödemedikten sonra uçup giden adresler (işletim sistemi projesi: yigos.com gibi :) nedeniyle de sadece kendime özel bir sitenin ihtiyacını hissederken yine kesinlikle ad-soyad kullanmayı düşünmüyordum.
Böyle zor geçen gençlik yıllarımdan sonra (!), kendime özel sayfaları bu işi 4 saniyede gerçekleştirebileceğim msn space, blogger gibi dahiyane servisleri kullanarak oluşturuyor, hatta msn space sayesinde yeni birşey yazdığımda messenger nickimin yanında bir yıldız zapırdatabiliyordum (bu fiili şuan icat ettim :). Messengerdeki 400 küsur arkadaşımın arasında nickinin yanında ilk yıldız zıpırdatan insanken herşey güzeldi :) Tabi kısa bir süre sonra onlarca yıldız ve birçok space sahibi arkadaşımın olması daha da güzeldi. Blogumda örneğin ruslarla ilgili birşey yazsam ekrana gelen terbiyesiz arkadaşlık siteleri reklamları da olsa güzeldi. Koyabileceğim resimler x mb ile sınırlı da olsa güzeldi. Özellikle internette hazır şeylerden pek hoşlanmadığımdan, hazır şablona uymak ve fazla dışına çıkamamak ta olsa güzeldi (sonradan html kod eklemenin yöntemini bulmuştum amaa :P)..
Genelde yurtdışındaki donanım bloglarında ingilizcemi geliştiriyordum ve bazılarının alan adı yazarların isim yada soyadlarına sahipti. “adsoyad.com” halindeki bu sitelerle ilk karşılaştığımda “öeh niye ki?” tepkisini verdiğimi hatırlıyorum. Tamam .com her zaman ticari olmayan sayfalar için kullanılmıyor ancak kendini niye böyle ifşa ediyosun ki be adam! Kısa süre sonra Türkiyede birçok insan soyadlarına alan adı alıp kullanmaya başlamışlardı ve ben hala saf saf “niye, niyeee?” diye söyleniyordum. Üniversite yıllarının başlangıcında biraz daha ufuk genişlemesi oldu galiba ve “kıran” adını bi kere arattığımı hatırlıyorum. Kiran.org adresini almayı düşünyorken sadece .net uzantısı boştaydı o zamanlar. Uzantılara önem veren nadir saf insanlardan biri olarak, ayrıca gizlilik isteyen prensipli geek tavrımla bu adres acayip warez-crack arşivi sitesi ismi uyandırdı bende ve vazgectim almaktan. Zaten 1. sınıftan sonra blog tutmaya vakit bulamayan (neden oldugunu size bırakıyorum ben karışmıyorum :) biri olarak yıllık ekstra 9$ ödemeye niyetim yoktu (ne cimrilik bea:).
Sonrasında tüketim canavarı bir türk toplumu olarak birçok insanın hazır ya da el yapımı bloglarını kendi alan adlarındaki sitelere taşımasına şahit oldum. Evet oldum, tanıdığım sevdiğim birçok insanın kendi alan adı vardı. Artık olay trendleşmeye başlarken bu iş ilerde daha da büyür diyerek 2006 senesinde kendi ismime domain alıp, ilerde bu işin ticaretini yapan olur, ismimi kullanan olur savunması yapmış bulundum. Kullanmadığım, sadece çakallık amaçlı bir adresti yigitkiran.net ..
Tek çakal ben değilim..
Yine 5+ yıl önceye dönersek, ixir reklamlarında (hatırlatma: ixir diye servis sağlayıcı vardı o yıllarda) “site” yapacağını ifşa eden Banu Alkan, kestaneci, kokoreççi, futbolcular ve sanatçılar gibi “iyi para verable” kişilerin adlarına domainler, ince zekalı – ileri görüşlü çakallar tarafından celb edildi, istendiğinde güzide dolarlara satıldılar. İnternet yaygınlaştıkça, 56K -> ADSL oldukça daha da ivmelenen bir ortamda, genelde şirketleri vuran bu tarz çakallar bütün ünlülerin isminde domain sahibi olmuştu. Madalyonun öbür yüzü şu ki, örneğimizde kullandığımız Banu Alkan ismine müntasır birçok insan bulunabilirdi ve gerçekten kendileri için almış olabilirlerde domaini. O zaman onları çakal olarak niteleyemezdik ama istedikleri fiyatlar ortadayken o domaini alanlar Banu değil Alkan değil afrodit hiç değil sadece “çakal”dılar benim için.
Konuya bi türlü giremedim ama madalyonun 3. yüzüne de (o nası bi madalyonsa :) bakmak istiyorum hemen: İsimler unique olmadıkça, insanlar unique olan tc kimlik no yada telefon numaralarına falan da domain almadıkça tabiki alınan her alan adı diğer insanları etkileyecektir. Mesela ülkemizde tahminimce 3 milyon kişinin ismi olan Mehmet Öztürk (yaklaşık olarak salladım sayıyı :) kişilerinden sadece bir tanesi bu ayrıcalığa sahiptir (farklı uzantılar bu sayıyı biraz artırabilirler belki ama yinede madur olanlar olacaktır ve zaten bu uzantı işinin de tadı kaçtı ki buna değineceğim). Bu ne yazıkki -özellikle ülkemizde- 0532li hat sahibi olmanın algısı gibi algılanıp, mevcut uzantılar hat sayısından çok çok çok az olduğu için internet popülasyonu arttıkça daha daha daha büyük problemlere yol açacak gibi. (Sakıp Sabancı konuşması gibi oldu evet)
Şimdi günümüze dönecek olalım. İnternet kullanımı exponential olarak artınca, daha çok insan yayılıp serpişince kendi isminde domain almak gerçekten trend oldu (bkz. 4. paragraf, 2006 senesindeki düşüncem). Birçok arkadaşımın ismini, kartvizitlerinde yada mail imzalarındaki url kısmında aynen görmeye alıştım ben. Zaten bilişim alanında çalışan arkadaşlarımın -ve artık benim- böyle bir trendin parçası olması, tuttuğu blogları önemseyen özverili insanların kendi alan adlarını almasına şaşırmamak gerektiğini de geçen zaman öğretti bana. Sadece 11 yaşındaki kardeşimin aylardır kendi isminde domain almak istemesi, ne kadar reddetsem ve alternatifler önersem de sonunda kendi başına kendi ismine domain alması (bkz. www.uygurkiran.net) biraz ürküttü, biraz “nolacak gelecekte halimiz” diye sordurttu ama hem genlerimizin aynı olması hem de benim gibi bir örneği olması nedeniyle onu istisna görüp durumu kabullendim.
Genç sivillerin adlarına domain kaydettirdiği günümüzde, yukarıda bahsettiğim çakalların piyasayı farketmesi de uzun sürmedi tabi. Bir kısım aşmış çakal piyasayı farketti ve kendi ismine tek bir domaini olan bulduğu herkesin adına diğer domainleri kapatmaya başladı. Örneğin osman.net sahibi bir vatandaşı farkeden bu çakal türü, osman.com.org.info vs ne varsa kapatıp osmana “siteniz çok güzelmiş .com, .org alanlarını da istermisin sadece 2000 dolarcık hehe?” tarzı serbest meslekçiliğe girişmeye başladılar. Bu durumdan para kazanan vardır elbet. Durumu sineğe çekip (sinek?) çaktırmayanları da tanıyorum. Ancak bu meslek türü giderek genişliyor ve tanıdığım birçok arkadaşımın isimlerine sahip alan adları alakasız kişilerce alınıp bu tarz hadiseler yaşanabiliyor. Bu durumlarda para vermeyip çakalları doğal seleksiyona havale edenleri, ya da Deniz Oktar gibi kendilerini sayfanın üst kısımlarında eleştirenleri (“some bastards take .com” mu yazıordu?) tüm gücümlen takdir etmekten, ve bu yazıları okuyanlar arasında böyle bir durum arasında gıcık olacaklar varsa (ki olunur) mevcut adreslerinin diğer uzantılarınıda almaktan başka seçenekleri olmadığını hatırlatmaktan fazla elimden birşey gelmiyor ne yazık ki. Cidden şu sıralar bu tarz olaylar arttı, çakal başına 800-900 domain’in düşebildiği gnümüzde, abartıp “mafya” diye tabir ettiğim bu gençlere karşı dikkatli olmanızı tavsiye ederim..
p.s. Bu yazı taa Haziran 8, 2008 tarihinde 20:38′te yazılmıştır..
Oops.. I dont have any related posts.










by Uygur Kıran
22 Feb 2010 at 13:16
Benim abim bir melek